KDV nereye ödenir? sorusunun İzmir sokaklarında başlayan garip yolculuğu Bazı sorular vardır, ilk duyduğunda “çok basit ya” dersin ama sonra içine girince bir anda kendini varoluşsal krizle karşı karşıya bulursun. “KDV nereye ödenir?” tam olarak böyle bir soru. İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak söylüyorum: Bu soru bazen kahkaha attırır, bazen de insanı gece 02.17’de tavana bakarken buldurur. Benim hikâyemde KDV, sabah kahvesiyle başlar, gün içinde muhasebeci mesajıyla şekil değiştirir ve akşam arkadaş ortamında “abi ben vergi dairesi gördüm rüyamda” seviyesine kadar iner. Ve evet, en basit haliyle başlayalım: KDV nereye ödenir? Ama bu sorunun cevabı sandığın kadar “tek cümlelik”…
Yorum BırakGünün Keyfi Yazılar
Kaçak filmi 1982 nerede çekildi? Peşine Düştüğüm O Garip Sinema Gizemi İlgili Yazımız: Ferdi Tayfur'un Çeşme filmi ne zaman çekildi ? İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve arkadaş grubunda “bir şeyin nedenini bulmadan rahat edemeyen kişi” kontenjanı genelde bana ait oluyor. Hani bazı insanlar vardır, bir konuyu duyar ve geçer; ben ise o konuyu duyar, üç gün sonra hâlâ “ama nerede çekildi ya?” diye Google’da değil zihnimde kazı çalışması yaparım. Son günlerde de kafama takılan şey şu oldu: Kaçak filmi 1982 nerede çekildi? Bunu ilk duyduğumda çok masumdu her şey. Bir arkadaş ortamında, sahilde otururken biri “1982 yapımı Kaçak filmi vardı…
Yorum BırakBir Kelimenin Zihinde Açtığı Kapı: “Âmed şüd ne anlama gelir?” Üzerine Psikolojik Bir Giriş Bazen insan bir kelimeye takılır ve o kelime yalnızca bir anlam taşımaz; zihnin içinde yankılanan bir soruya dönüşür. “Âmed şüd ne anlama gelir?” sorusu da böyle bir durum yaratır. İlk bakışta dilbilimsel bir merak gibi görünür, ama biraz derine inildiğinde bunun aslında insan zihninin anlam üretme biçimiyle ilgili olduğu fark edilir. İnsan davranışlarını merak eden biri için en ilginç şey, bir kelimenin bile nasıl duygusal bir tetikleyici olabildiğidir. Çünkü zihin, yalnızca bilgiyle değil; çağrışımlar, hatıralar ve sosyal bağlamlarla çalışır. Bu yüzden bir ifade, bazen bir anıyı,…
Yorum BırakKelimelerin Ölçüsü: S-M Kordon Kaç cm’den Fazlasıdır? Pikniktube sayfasında yeni bir konuya geçiyoruz: Bugün gündemimiz S-M kordon kaç cm’dir. Kelimeler, çoğu zaman bir nesnenin fiziksel karşılığından daha geniş bir evren kurar. Bir ölçü bandının sessizliği, yalnızca santimetreleri değil, aynı zamanda insanın dünyayı anlamlandırma biçimini de taşır. “S-M kordon kaç cm’dir?” sorusu da bu anlamda yalnızca teknik bir karşılık aramaz; metnin içinde, anlatının kıvrımlarında, hatta hafızanın derinliklerinde yankılanan bir edebi soruya dönüşür. Bir kordonun uzunluğu, bir hikâyenin cümle uzunluğu gibidir. Fazla sıkıysa nefes alamaz, fazla gevşekse anlam dağılıp gider. Edebiyat tam da bu gerilimde yaşar: ölçü ile özgürlük arasındaki görünmez dengede.…
Yorum BırakPikniktube sayfasında Mamule ne demek üzerine hazırlanan bu çalışma sona erdi. Mamule Ne Demek? Siyaset Bilimi Perspektifinden Üretim, Güç ve Toplumsal Düzen Toplumsal düzeni anlamaya çalışan herhangi bir analitik bakış, yalnızca kurumların nasıl çalıştığını değil, aynı zamanda gündelik hayatın en sıradan görünen nesnelerinin bile nasıl bir iktidar ağı içinde üretildiğini sorgular. “Mamule” kavramı bu noktada ilk bakışta dilsel bir ayrıntı gibi görünse de, üretim ilişkilerinden yurttaşlık deneyimine kadar uzanan geniş bir siyasal alanı ima eder. Mamule Kavramının Anlamı “Mamule”, köken olarak “mamul” kelimesiyle ilişkilidir ve genel anlamıyla üretilmiş, işlenmiş ya da ortaya çıkarılmış ürünleri ifade eder. Sanayi ve üretim bağlamında…
Yorum BırakKazaklar Türk sayılır mı? Meselenin kökenine Ankara’dan bakınca Ankara’da sabahları Kızılay’da metroya inerken kulağıma çalınan diller artık eskisi gibi tekdüze değil. Türkçe’nin arasına karışan Rusça, Arapça, İngilizce ve bazen Orta Asya’dan gelen öğrencilerin yumuşak tınılı Türk lehçeleri… Üniversitede ekonomi okurken veri setlerine gömülüp dünyayı sayılarla anlamaya çalışıyordum ama zamanla şunu fark ettim: kimlik meselesi sadece tablolarla açıklanmıyor. “Kazaklar Türk sayılır mı?” sorusu da tam bu noktada hem akademik hem insani bir meraka dönüşüyor. Çünkü mesele sadece bir etnik sınıflandırma değil; tarih, dil, göçler ve kültürün birbirine karıştığı uzun bir hikâye. Türk kimliği dediğimiz şey aslında ne? Bugün sizlerle “Kazaklar Türk…
Yorum BırakGeçmişi anlamak, bugünü yorumlamanın en güçlü yollarından biridir: Diyarbakır’ın Ermenice adı ve tarihsel katmanları Geçmişi anlamaya çalışırken bazen bir şehir adı, bütün bir tarihsel hafızayı açan anahtar gibi davranır. Diyarbakır’ın Ermenice karşılığı meselesi de tam olarak böyle bir anahtar niteliği taşır; çünkü burada yalnızca bir çeviri değil, farklı medeniyetlerin, imparatorlukların ve toplumsal hafızaların üst üste binmiş izleri söz konusudur. Diyarbakır’ın Ermenice adı nedir? Diyarbakır’ın Ermenice adı tarihsel ve kültürel bağlama göre değişmekle birlikte en yaygın karşılığı “Dikranagerd” (Տիգրանակերտ) olarak bilinir. Bu isim, Ermeni geleneğinde Büyük Tigran (Tigran II) tarafından kurulduğu düşünülen şehirlerle ilişkilidir. Ancak bu adlandırma tek katmanlı değildir. Antik…
Yorum BırakMerhabalar! Pikniktube olarak “Ferdi Tayfur’un Çeşme filmi ne zaman çekildi” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız. Tosun Paşa Ne Zaman Çekildi ve Neden Hâlâ Bu Kadar Konuşuluyor? Türk sinemasında bazı filmler vardır ki, üzerinden onlarca yıl geçse bile gündemden düşmez. Tosun Paşa tam olarak böyle bir film. 1976 yılında çekilen bu yapım, sadece bir komedi filmi değil; aynı zamanda döneminin toplumsal mizahını, sınıf çatışmalarını ve “güç” takıntısını iğneleyen bir ayna gibi. Yönetmen koltuğunda Kartal Tibet’in oturduğu film, Yeşilçam’ın altın döneminde ortaya çıkmış en keskin hiciv örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Ama şunu baştan net söyleyeyim: Bu filmi sadece “nostalji” diye…
Yorum BırakEn Rahat Koltuk Hangi Otobüs? Bilimin Gözünden Uzun Yol Konforu Merhaba! Pikniktube sayfasında bugün “En rahat koltuk hangi otobüs” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz. Otobüse binip de “keşke şu koltuğu seçseydim” demeyen insan sayısı çok azdır. Hele uzun bir Eskişehir–İstanbul ya da Eskişehir–Ankara yolculuğunda, koltuk seçimi bir anda küçük bir strateji oyununa dönüşür. Pencere mi, koridor mu, ön taraf mı, orta mı… Hatta bazen bir adım daha ileri gidip “şoförün arkasındaki koltuk gerçekten efsane mi?” diye düşünürüz. Ben Eskişehir’de bir üniversitede çalışan 27 yaşında biri olarak bu konuyu sadece yolculuk yapan biri gibi değil, biraz da gözlemleyen biri gibi ele…
Yorum BırakDükkanlar asansör masrafına katılır mı? Kat Mülkiyeti, Bilimsel Mantık ve Günlük Hayatın Kesişimi Eskişehir’de üniversitede çalışan biri olarak, kampüse giderken her gün farklı apartmanların önünden geçiyorum. Bazılarında zemin katta küçük dükkânlar, üst katlarda ise öğrenciler, aileler… Ve çoğu binada benzer bir tartışmanın izlerini görmek mümkün: “Dükkanlar asansör masrafına katılır mı?” Bu soru ilk bakışta basit bir aidat meselesi gibi görünür. Ama işin içine biraz kat mülkiyeti mantığı, biraz ortak alan kullanımı, biraz da adalet duygusu girince konu düşündüğünüzden daha derin hale gelir. Hatta akademik açıdan bakıldığında, bu mesele bir “ortak kaynakların paylaşımı problemi” bile sayılabilir. Asansör meselesini neden bu kadar…
Yorum Bırak