Hazır Aşurenin İçinde Ne Var?
Yazın sonlarına doğru, Kayseri’nin sokakları sararmış yapraklar ve nar çiçeklerinin rengiyle süslendiğinde, içimde bir şeylerin değiştiğini hissediyorum. Her mevsim değişimiyle, eski anılar ve duygular geri geliyor, hafif bir melankoli sarıyor kalbimi. İşte o anlardan birindeydim; aşure zamanı yaklaşırken, bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum. Kayseri’de yaşarken, aşurenin ne kadar özel bir yer tuttuğunu bilirsiniz. Ama bu yıl, hazır aşureleri almak, beni beklediğim o tatmin edici hissi vermedi.
Bir Kayseri Günü ve Aşurenin İhtişamı
Aşure, sadece bir tatlı değil. Her kaşığında bir anlam, bir gelenek, bir kutlama barındırır. Ama bu kez, hazır aşureyi elime aldığımda, hissettiğim şey ne heyecan, ne mutluluk, ne de bu özel zamanın bir parçası olmanın verdiği gururdu. Sadece bir boşluk vardı. İçinde ne olduğunu bilmiyordum, fakat eksik olan bir şey vardı; eski, o kaybolan o eski aşure tadı. O kadar alışmışım ki annemin mutfakta kaynayan aşuresini beklerken ki sabırsızlığa, o eski heyecanı tekrar yaşamak istiyordum. Fakat bu hazır aşure, beni o eski zamanı hatırlatmak yerine, sadece bir malzeme listesine dönüşmüştü.
Hazır Aşure: İçi Dolu Ama Boş Bir Tat
Kayseri’de aşure demek, sadece malzemeler değil, bir ruh demektir. Fakat hazır aşurenin içinde ne var? Bunu düşündüm birkaç gün. Belki fındık, belki nar taneleri, belki de bakliyatlar… Ama hissettiğim şey çok farklıydı. Aşure, tatlı bir şey olmalıydı ama hazır aşureler, bana sadece fabrikada yapılmış bir tatlı gibi geliyordu. İçindeki taneler birer rakam gibi, birbirine sırayla dizilmiş; sanki yalnızca bir yığın malzeme var, ama o malzemelerin arasında bir ruh eksikti. İşte o an, Kayseri’deki eski mutfak anılarımda kaybolmuş o ruhu bulmaya karar verdim.
Annemin mutfak alışkanlıkları, kaybolan o duyguyu bulmam için bana bir yol gösterebilir miydi? Aslında kaybolan, sadece malzemeler değildi. Bütün o yılların içindeki anlam eksikti. Kayseri’de büyürken, her aşurede bir araya gelen kalabalık, komşuların dostluğu, birlikte geçirilen zaman, hatta sadece o sabah annemin sesi… Bunlar birer anıydı. Ama hazır aşure, hiçbirini hissettirmiyordu. İçinde ne olduğunu bilsem de, o eski duyguyu bir türlü bulamıyordum. O yüzden, yeni bir yola girmeye karar verdim.
Geçmişin Ruhu ve Aşureye Geri Dönüş
Bir gün, içimdeki boşluğu tamamlamak için mutfak önlüğümü giydim ve kollarımı sıvayarak annemin eski tarifini denemeye karar verdim. Sadece bir tatlı değil, aynı zamanda bir geçmiş arayışıydı. Kayseri’nin geleneksel aşuresinde, anneanne ve babaannemden kalan tarifler vardı. Aslında bu, bir nevi nostalji yolculuğuydu. Hazır aşureyi aldığımda hissettiğim boşluğu, kendim mutfakta bulacağım diye düşündüm.
Mutfakta çalışırken, her bir malzeme bana annemin sıcak ellerini, babaannemin nazik bakışlarını, Kayseri’nin sokaklarındaki çocukları hatırlattı. İlk başta bana sadece kuru bakliyatlar, kuruyemişler ve meyveler gibi görünüyordu, ama zamanla o malzemelerin her biri birer anı halini almaya başladı. Kayseri’nin o mis gibi kokan havasında, her bir taneler bana geçmişi anlatıyordu.
Bir yanda nar tanelerinin güzelliği, bir yanda nohutların mis gibi kokusu ve hepsinden önce kaynayan buğdayın, mutfağa yayılan sıcak kokusu… Hepsi bana, hayatımda neler kaybettiğimi ve nelere sahip olduğumu hatırlatıyordu. Sadece malzemeler değil, ruhunu kaybetmiş bir tat vardı ve ben o tadı yeniden bulmaya çalışıyordum.
Hazır Aşure ve Beklentinin Karşılanamayan Tadları
Bir gün, sonunda o hazır aşureyi mutfakta açıp tabağa koyarak, kahve eşliğinde bir test yapmaya karar verdim. Şu an tam olarak nasıl hissettiğimi tarif edemem. Gözlerim kapalıydı ve bir yandan kahvemi yudumlarken, diğer tarafta aşureyi tatmaya başladım. İlk kaşık, dilimde kayarken sanki hep bir eksiklik vardı. Aşure, sadece bir tatlıydı ama içinde bana ait bir şey yoktu. O an içimde kocaman bir boşluk oluştu; sanki çok şey kaybetmişim gibi hissediyordum.
Hazır aşureler, belki de her zaman aradığım duyguyu bana vermeyecek. Ama işte, eski zamanlarda annemle birlikte geçirdiğim o anlar, o pişirilen aşureler ve o sohbetler… Bunlar bambaşka bir şeydi. İçinde sadece malzeme değil, bir hikaye, bir geçmiş vardı. Hazır aşureyi tattıkça, annemle geçirdiğim o zamanların kıymetini daha çok anlıyorum.
Sonuç: Aşureyi Birlikte Yapmak
Bugün, Kayseri’nin sokaklarında gezip de eski aşureyi hatırladığımda, bir yandan da şunu fark ettim: Hazır aşurelerin içinde sadece malzeme değil, bir sevgi eksik. Aslında tüm bu tarifler, Kayseri’nin yüreğindeki sıcaklığı, komşuların birlikteliğini ve aileyi anlatıyordu. O yüzden, o kaybolan tadı bulmak için belki de tek yapmam gereken şey, bir de birlikte yapmak olmalıydı. Yalnızca malzemelerle değil, duygularla da pişirilen aşure, belki de kaybolan o ruhu yeniden geri getirecekti.
Kayseri’deki eski aşureleri tatmak, sadece bir tatlı yeme eylemi değildi. O anların içindeki birlikteliği, sevgiyi, geçmişi ve kaybolan zamanları yeniden hatırlamak içindi. Hazır aşurelerin içinde ne olduğunu bilmiyorum, ama eski aşurelerin içinde ne olduğunu her zaman çok iyi biliyorum: Bir arada olmak, birlikte olmak, hatırlamak ve geçmişi yaşamak… İşte bu yüzden aşureyi sadece bir tatlı olarak görmemek lazım. Onun içinde bir anlam var. Hem de çok derin bir anlam.