İçeriğe geç

Belediye bursu ne kadar ?

Bir Şehrin İçinde Sessiz Bir Bekleyiş

Kayseri’de kış erken gelir. Rüzgâr, daha Aralık olmadan yüzünü kesmeye başlar; sabahları evden çıkarken montun yakasını ne kadar kapatırsan kapat, yine de içeri sızar. Ben 25 yaşındayım. Üniversiteyi bitireli iki yıl oldu ama hâlâ öğrencilikten kalan bir alışkanlıkla defter tutuyorum. Her şeyi yazıyorum: bazen sadece günün ne kadar ağır geçtiğini, bazen de cebimde kalan son paranın kaç gün yetebileceğini.

O gün yine öyle bir sabahtı. Uyanır uyanmaz telefonuma baktım. Bildirim yoktu. Beklediğim şey de aslında bir bildirim değildi; daha çok içimde sürekli yankılanan bir soruydu: “Bu ay nasıl geçecek?”

Belediye Bursu Ne Kadar? Sorusu Kafamın İçinde Dönüp Duruyordu

Son günlerde zihnimde tek bir cümle dolanıyordu: Belediye bursu ne kadar?

Bunu ilk kez bir arkadaşım söylemişti. Kafede oturuyorduk, o sıcak çayını karıştırırken sanki çok sıradan bir şey anlatır gibi söylemişti:

“Belediye bursu var ya, başvursana. Fena değil diyorlar.”

O an bunu hafif bir umut gibi hissetmiştim. Ama eve döndüğümde interneti açıp arattığımda işler değişmişti. Sayfalarca bilgi, birbirine karışan rakamlar, “başvuru şartları”, “değerlendirme süreci”…

Ama en çok aklımda kalan yine aynı soruydu: Belediye bursu ne kadar?

Rakamlar vardı ama net bir cevap yok gibiydi. Kimine göre küçük bir destek, kimine göre ayın nefes aldıran kısmıydı. Benim içinse o an tek anlamı şuydu: Bir ay daha düşünmeden nefes alabilmek.

Evde Sessiz Akşamlar

Annem mutfakta tencereyi karıştırırken çıkan ses, evin içindeki tek gerçek ritimdi. Babam televizyonun karşısında sessizce oturuyor, haberleri izliyor ama aslında izlemiyordu. Ben masada defterimi açmıştım ama yazamıyordum.

Çünkü zihnim doluydu.

Kira, faturalar, iş başvuruları, reddedilen e-postalar… Ve arada kaybolan bir umut cümlesi: Belediye bursu ne kadar?

Bunu yüksek sesle söylemiyordum. Çünkü bazen yüksek sesle söylenen şeyler daha gerçek oluyordu ve ben bazı gerçeklerle yüzleşmeye hazır değildim.

Annem mutfaktan seslendi:

“Yine mi düşünüyorsun?”

“Yok” dedim, kısa.

Ama o “yok” kelimesi bile içimdeki kalabalığı susturmaya yetmedi.

Bir Başvuru Formunun İçinde Kaybolmak

Ertesi gün belediyenin sitesine tekrar girdim. Başvuru formu önümdeydi. Adım, soyadım, mezun olduğum bölüm… Hepsini yazarken garip bir his vardı. Sanki hayatım bir formdan ibaretti.

Bir yerde durdum. “Gelir durumu” kısmı.

Orada uzun süre kaldım. Çünkü bazen insan kendi hayatını rakamlara dökünce, her şey daha ağır görünüyor. O an düşündüm: Bu burs gerçekten ne kadar?

Yine aynı soru: Belediye bursu ne kadar?

Bu kez sadece merak değildi. Bir tür tutunma çabasıydı.

Şehirdeki Küçük İşler ve Büyük Yorgunluk

Başvurudan birkaç gün sonra bir markette yarı zamanlı işe başladım. Kasada duruyorum, insanların aldığı şeyleri okutuyorum. Poşet sesleri, fiş makinelerinin uğultusu, sürekli değişen yüzler…

Her müşteri farklı bir hayat getiriyor kasanın önüne. Ama hepsi aynı hızla geçip gidiyor.

Bir gün bir kadın geldi. Sepetinde sadece temel şeyler vardı: ekmek, süt, makarna.

Bana baktı, sonra “kolay gelsin” dedi.

O an içimde garip bir şey oldu. Sanki herkes biraz yorgundu ama kimse bunu söylemiyordu.

Molada dışarı çıktım. Telefonumu açtım. Yine aynı şeyi yazdım:

Belediye bursu ne kadar?

Bu kez cevap aramıyordum. Sanki birine içimi anlatıyordum.

Beklemek En Uzun Zaman

Sizin İçin Seçtik: Belde kayma tehlikeli midir ?

Burs başvurusunun sonucu açıklanmadı günlerce. Her bildirim sesi kalbimi hızlandırıyordu. Ama hiçbiri o değildi.

Beklemek insanı değiştiriyor. Bunu o günlerde daha iyi anladım. Sanki hayatım ikiye ayrılmıştı: öncesi ve sonrası.

Öncesi, umut ettiğim zamanlardı.

Sonrası, beklediğim zamanlar.

Bir akşam arkadaşım aradı.

“Sonuçlar açıklanmış olabilir, bakmadın mı?”

Kalbim hızlandı. Telefonu kapattıktan sonra ellerim titreyerek siteye girdim. Sayfa açılırken geçen o birkaç saniye, hayatımın en uzun saniyelerinden biriydi.

Sonuç yoktu.

Henüz açıklanmamıştı.

O an hissettiğim şey ne tam hayal kırıklığıydı ne de rahatlama. Arada sıkışmış bir boşluktu.

Bir Otobüs Yolculuğunda Düşünmek

Şehir içinde otobüse bindim. Cam kenarına oturdum. Kayseri’nin gri binaları yanımdan akıp gidiyordu.

Kulaklıklarımda müzik yoktu. Sadece kendi düşüncelerim vardı.

Belediye bursu ne kadar?

Bu soru artık sadece maddi bir merak değildi. Daha derin bir şeydi. Sanki hayatımın ne kadar değer gördüğünü ölçmeye çalışıyordum.

Otobüsün camına baktım. Yansıma içinde kendimi gördüm. Yorgun bir yüz, uykusuz gözler.

İçimden geçen cümle şuydu:

“Ben bu şehrin neresindeyim?”

Sonuç Açıklandığında

Telefonuma bildirim geldiğinde marketteydim. Elimde ürün okutuyordum. Bir an durdum.

Ekrana baktım.

Kalbim hızlı atıyordu.

Sonuç açıklanmıştı.

Elim titreyerek sayfayı açtım. Rakamı gördüğümde ilk hissettiğim şey sevinç olmadı. Garip bir sessizlik oldu içimde.

Çünkü cevap gelmişti artık:

Belediye bursu ne kadar?

Bir sayı vardı. Küçük ama gerçek bir sayı. Hayal ettiğimden büyük değildi. Ama yok da değildi.

O an fark ettim ki mesele sadece para değildi. O para, bir ayı nasıl geçireceğimi değil, bir ay daha ayakta kalıp kalamayacağımı temsil ediyordu.

İçimdeki Karışık Duygular

Sevindim mi?

Evet.

Yetmedi mi?

Evet.

İkisi aynı anda olabiliyormuş meğer.

Kasaya döndüm. Müşteriye fişi uzattım. Hiçbir şey olmamış gibi.

Ama içimde bir şey değişmişti.

Sanki şehir biraz daha az korkutucu olmuştu.

Umarız “Belediye bursu ne kadar” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Pikniktube ailesiyle kalmaya devam edin!

Gece Defteri

Gece eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun zamandır ilk kez yazmaya başladım.

Bugün öğrendim ki, bazen cevaplar insanı rahatlatmaz. Sadece gerçeği daha net gösterir.

Ve gerçeğin içinde şu vardı:

Belediye bursu ne kadar diye sormak, aslında “ben ne kadar dayanabilirim?” demekti.

Kalemi bıraktım. Pencereye baktım. Dışarıda Kayseri soğuktu ama içimde garip bir sıcaklık vardı.

Çünkü artık belirsizlik bitmişti.

Yerine başka bir şey gelmişti: devam etme ihtimali.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!