İçeriğe geç

Kurtuluş Şakirağaoğlu hangi takımlı ?

Kurtuluş Şakirağaoğlu hangi takımlı? Futbol Sevgisi, Duran Emmi Havası ve Bir Merak Hikâyesi

İzmir’de yaşayıp da futboldan tamamen uzak kalmak biraz zor. Çünkü burada sabah kahvesini içerken bile birinin “Dün akşam maç vardı, gördün mü?” diye sohbete giriş yapma ihtimali oldukça yüksek. Ben de 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama eve gidince “Acaba o söylediğim şaka biraz fazla mı kaçtı?” diye kendi kendini sorgulayan biriyim. Yani dışarıdan kahkaha makinesi, içeriden ise küçük bir düşünce fabrikası gibi çalışıyorum.

Geçenlerde yine böyle bir ortamda konu eski dizilere geldi. Bir arkadaşım masaya çayları bırakırken bir anda sordu:

“Ya Kurtuluş Şakirağaoğlu hangi takımlı biliyor musun?”

Normalde bu tarz sorulara hemen cevap veren biri gibi görünürüm. Çünkü arkadaş grubunda herkes beni futbol ansiklopedisi sanıyor. Gerçekte ise bazen takım kadrolarını karıştırıp kendi kendime “Ben bunu nasıl bilemedim?” diye iç hesaplaşmaya giriyorum.

İç sesim hemen devreye girdi:

“Tamam, sakin ol. Her futbol sorusuna cevap vermek zorunda değilsin. İnsanlık hâlâ kahve yapmayı yeni öğrenmedi mi?”

Ama konu ilgimi çekmişti. Çünkü bazı insanların hangi takımı tuttuğu, sadece bir futbol tercihi gibi değil; karakterleriyle ilgili küçük bir ipucu gibi merak ediliyor.

Kurtuluş Şakirağaoğlu hangi takımlı sorusunun peşindeki merak

Özellikle unutulmaz karakterleriyle hafızalara kazınan isimlerde bu tür sorular çok sorulur. Bir oyuncuyu ekranda yıllarca izleriz, sesini, mimiklerini, tavırlarını biliriz ama günlük hayatta hangi takımı tuttuğunu merak ederiz.

Aslında komik tarafı şu: Bir insanın hangi takımı tuttuğunu öğrenince sanki gizli bir dosyasını açmışız gibi hissederiz.

“Demek o takımlıymış.”

Bu cümleyi kaç kere duyduk kim bilir?

Sanki takım tercihi öğrenilince kişinin kahvaltıda zeytin mi peynir mi seçtiği de ortaya çıkacakmış gibi bir heyecan oluşuyor. Ben de bazen bu merakı anlamaya çalışıyorum. Çünkü futbol sadece 90 dakika oynanan bir oyun değil. Mahalle sohbeti, aile tartışması, arkadaş şakası ve hatta bazen cuma akşamı planlarının belirleyicisi oluyor.

İzmir’de özellikle bu durum daha belirgin. Bir kafeye oturun, yan masada biri kesin futbol konuşuyordur. Konu önce ligden açılır, sonra hakeme gelir, sonra çocukluk anılarına bağlanır.

“Biz küçükken mahallede maç yapardık.”

Ardından herkes kendi futbol tarihini anlatmaya başlar.

Benim çocukluk futbol kariyerim ise ayrı bir hikâye. Kariyer diyorum ama aslında apartman önünde top peşinde koşup beş dakika sonra yorulunca kaleye geçen bir çocuktum. Kendimi büyük futbolcu sanıyordum ama gerçekte takımın “yedek su taşıma sorumlusu” seviyesindeydim.

Bir takım tutmak mı, bir hikâyeye bağlanmak mı?

Futbol taraftarlığı biraz da insanın kendine ait bir hikâye oluşturmasıdır. Bazıları ailesinden gelen takımı destekler, bazıları çocukken izlediği bir maçtan etkilenir, bazıları da tamamen rastlantıyla bir renge bağlanır.

Benim arkadaş grubunda bile herkesin takım tutma hikâyesi farklıdır.

Bir arkadaşım:

“Ben o takımı babam yüzünden tuttum.”

der.

Başka biri:

“Yok, benimki tamamen çocukluk kahramanımdan dolayı.”

diye cevap verir.

Sonra ben araya girerim:

“Ben küçükken topu ayağımda tutamıyordum ama takım konusunda uzman kesiliyordum.”

Herkes güler.

Çünkü futbolun güzel tarafı biraz da budur. İnsan kendisiyle dalga geçebildiği sürece bu renkler daha eğlenceli hâle gelir.

Kurtuluş Şakirağaoğlu hangi takımlı? sorusuna sakin yaklaşmak

Kurtuluş Şakirağaoğlu’nun hangi takımı tuttuğu konusu, internet üzerinde zaman zaman merak edilen başlıklardan biri olsa da bu konuda herkesin bildiği net ve doğrulanmış bir bilgi bulunmadığında kesin konuşmamak gerekir.

Bazen biz insanlar bir isim hakkında küçük bir detay öğrenmek isterken, olmayan bilgileri tamamlamaya çok meyilli oluyoruz. Beynimiz boşluk sevmiyor.

Mesela arkadaşım bana:

“Bence kesin şu takımlıdır.”

dese hemen başka biri:

“Yok ya, bence onun tarzı diğer takıma daha yakın.”

diye cevap verir.

Sanki oyuncunun evine gidip forma dolabını kontrol etmişiz gibi konuşuruz.

Benim de böyle anlarda iç sesim devreye girer:

“Arkadaşlar, adamın karakter analizini yapıyoruz ama belki şu an evinde çay içip televizyon izliyor.”

Bu yüzden futbol sevgisini yaşarken biraz da eğlenmek gerekiyor. Her ünlünün takımını bilmek zorunda değiliz. Bazen bilinmeyen bir detay, sadece tatlı bir merak olarak kalabilir.

Duran Emmi karakteri ve unutulmayan izler

Bazı karakterler vardır, yıllar geçse de insanların hafızasında yaşamaya devam eder. Kurtuluş Şakirağaoğlu ismi de birçok kişi için canlandırdığı unutulmaz karakterlerle birlikte anılır.

Bir oyuncunun bıraktığı etki sadece tuttuğu takımla ölçülmez. Bazen bir bakış, bir cümle, bir sahnedeki duruş yıllarca hatırlanır.

Bunu İzmir’de çok görürüm. Kordon’da yürürken iki kişinin eski diziler hakkında konuştuğuna denk gelirsiniz. Biri bir karakteri anlatır, diğeri hemen eski sahneyi hatırlar.

“Ya o adamın havası başkaydı.”

der.

Gerçekten de bazı insanlar ekran karşısında öyle bir iz bırakır ki, yıllar sonra bile sohbetlerin konusu olur.

İzmir’de futbol sohbetleri ve benim küçük düşünce dünyam

İzmir’de arkadaşlarla oturup sohbet ettiğimizde konu mutlaka bir noktada futbola gelir. Bazen maç konuşulur, bazen eski futbolcular, bazen de tamamen alakasız şekilde çocukluk anıları anlatılır.

Geçen gün yine arkadaşlarla oturuyorduk. Birisi:

“Düşünsene, herkesin hayatında bir futbol anısı var.”

dedi.

Haklıydı.

Benim de var. Mahalle maçında son dakikada gol attığımı sanıp sevinirken aslında topun dışarı çıktığını öğrendiğim an mesela. O gün kendimi yıldız futbolcu gibi hissediyordum. Gerçeği öğrenince de dünyanın en kısa süreli kariyer düşüşünü yaşadım.

Ama güzel olan şu: Futbol biraz da böyle komik anılardan oluşuyor.

Sonuç: Merak güzel, kesinlik daha güzel

“Kurtuluş Şakirağaoğlu hangi takımlı?” sorusu, aslında sadece bir takım sorusu değil. İnsanların sevdikleri isimleri daha yakından tanıma isteğinin küçük bir yansıması.

Bir oyuncunun hangi renklere gönül verdiğini bilmek hoş olabilir. Ancak asıl önemli olan, geride bıraktığı eserler, karakterler ve insanlarda oluşturduğu izdir.

Benim için de bu tarz soruların eğlenceli tarafı burada başlıyor. Bir yandan arkadaş ortamında espri yapıyoruz, diğer yandan gerçekten merak ediyoruz. Çünkü insan doğası böyle biraz garip. Hem “çok önemli değil” diyoruz hem de cevabı öğrenmek için araştırıyoruz.

Belki de hayatın güzelliği burada saklıdır. Küçük detayları merak etmek, eski anıları konuşmak, bir kahve eşliğinde saatlerce futbol tartışmak…

Sonuçta bazen bir takım sorusu bile bizi yıllar öncesine, eski dizilere, çocukluk günlerine ve unutmadığımız hikâyelere götürebiliyor.

Ve evet, ben hâlâ bazı futbol sorularında sessizce telefona bakıp bilgi toplamaya devam ediyorum.

Ama bunu arkadaşlarıma söylemiyorum.

Çünkü masada herkes beni futbol profesörü sanıyor.

Bırakalım biraz da öyle kalsın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grand opera bet güncel giriş