İçeriğe geç

Hünkar İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı ?

Pikniktube okurlarına özel bu yazımızda “Hünkar İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı” konusunu derinlemesine inceliyoruz.

İzmir’de Bir Sabah, Kahve ve Tarih Sınavı Gibi Hayat

İzmir sabahları ayrı bir ruh hali. Kordon’a vuran rüzgâr sanki “bugün yine düşünmeye çok zamanın olacak” diye fısıldıyor. Ben de 25 yaşında, hayatı hem ciddiye alan hem de yarım saat sonra kendi kendine gülebilen bir insan olarak o rüzgârın tam ortasında kahvemi almış oturuyorum.

Yan masada iki kişi hararetli konuşuyor:

— “Ya bu antlaşma kaçtaydı ya, Hünkâr… şey… iskelesi…”

— “Kanka onu Google’la, ben tarih değilim.”

Ben içimden geçiriyorum: Ben de tarih değilim ama tarih sürekli peşimde gibi hissediyorum.

Ve işte tam o an, kafamın içinde tek bir soru yankılanıyor:

Hünkâr İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı?

Bazen bazı sorular vardır, sınavda çıkar, unutursun, sonra yıllar sonra bir kafede kahveni yudumlarken geri gelir. Bu soru da tam öyle bir tip. Sessiz ama inatçı.

Cevap net: Hünkâr İskelesi Antlaşması 1833 yılında imzalanmıştır.

Ama işin güzeli şu: Bu sadece bir tarih bilgisi değil, aynı zamanda dönemin tüm siyasi dramasının kısa özeti gibi. Yani 1833 dediğin şey, öyle boş bir sayı değil; arkasında “ben geldim dünya, herkes biraz gerilsin” diyen bir dönem var.

Ve ben bunu düşünürken iç sesim devreye giriyor:

— “Tamam da 1833 neydi ya… Biz o zaman ne yapıyorduk?”

— “Biz yoktuk.”

— “E tamam işte, sorun da bu zaten.”

1833: Tarihin ‘DM kutusuna düşen ciddi mesajı’

1833 yılı, Osmanlı Devleti için hafif panik, biraz strateji ve bolca “acaba şimdi ne olacak” modunun hakim olduğu bir dönemdi. Hünkâr İskelesi Antlaşması da bu atmosferin ortasında imzalanıyor.

Olayın merkezinde ise Osmanlı ile Rusya arasındaki zorunlu yakınlaşma var. Ama “zorunlu yakınlaşma” deyince aklına romantik komedi gelmesin; burada konu biraz daha “jeopolitik hayatta kalma” seviyesi.

Ben bunu kendi hayatımla kıyaslıyorum:

Hayatta bazen bazı insanlarla arkadaş olmak zorunda kalırsın ya… Ortak proje, ortak ödev, ortak dert… İşte devletler de bazen öyle yapıyor. Sadece onların projeleri biraz daha “harita değiştiriyor”.

Bir Antlaşmanın Arka Planı: Drama Seviyesi Yüksek

Şimdi sahneyi biraz kurmak lazım.

Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın başlarında pek de rahat bir döneminde değil. İçeride Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan etmiş, dışarıda büyük güçler fırsat kolluyor.

Yani bildiğin:

“Bir tarafta aile içi tartışma, diğer tarafta kapının önünde bekleyen komşular.”

İç sesim yine konuşuyor:

— “Bu bildiğin apartman kavgası değil mi?”

— “Evet ama apartman İstanbul Boğazı manzaralı.”

Mehmet Ali Paşa’nın orduları ilerliyor, Osmanlı zor durumda kalıyor ve yardım arayışı başlıyor. İşte burada Rusya devreye giriyor.

Rusya, Osmanlı’ya yardım ediyor ama tabii ki “karşılıksız iyilik” diye bir şey yok. O dönem uluslararası ilişkilerde iyilik bile faturalı.

Ve sonuç: 1833 yılında Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalanıyor.

Hünkâr İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı? Sorusunun arkasındaki dünya

Bu soruyu ezberlemek kolay ama anlamak biraz daha “oturup düşünmelik” bir şey.

1833’te imzalanan bu antlaşma, Osmanlı ile Rusya arasında bir savunma anlaşması gibi görünüyor. Ama aslında satır aralarında çok daha fazlası var.

Ben bunu şöyle hayal ediyorum:

İki kişi var. Biri diyor ki:

— “Bana yardım eder misin?”

Diğeri diyor ki:

— “Ederim ama sonra bunu konuşuruz.”

İşte tarih dediğimiz şey biraz da bu “sonra konuşuruz”ların toplamı.

Kordon’da tarih konuşmak ve iç hesaplaşmalar

Kordon’da yürürken bazen kulağıma şunlar geliyor:

— “Abi bu antlaşma Rusya’yı çok güçlendirdi diyorlar.”

— “Bilmiyorum ya, benim bildiğim tek güç kahve.”

Ben gülüyorum ama içten içe düşünüyorum. Çünkü tarih aslında hep böyle: ciddi olaylar, gündelik hayatın içine karışmış şekilde.

Bir yanda 1833’te imzalanan Hünkâr İskelesi Antlaşması, diğer yanda bugün birinin “kanka neredesin?” mesajına 3 saat sonra cevap verilmesi.

Zaman değişiyor ama insanın karmaşası pek değişmiyor.

Antlaşmanın İçeriği: Gizli Maddeler ve Açık Gerilim

Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın en dikkat çeken kısmı, Boğazlar meselesiyle ilgili gizli madde.

Rusya, Osmanlı’ya yardım edeceği durumda Boğazlar’ın yabancı savaş gemilerine kapatılmasını sağlıyor.

Bunu duyunca iç sesim:

— “Yani bildiğin VIP kapatma sistemi.”

— “Aynen, ama mekan Boğaz.”

Bu madde, ilerleyen yıllarda Avrupa dengelerini ciddi şekilde etkiliyor. Çünkü Boğazlar, sadece su değil; ticaret, askeri güç ve stratejinin geçtiği bir damar.

Ben bunu günlük hayata çeviriyorum:

Sanki bir kafede oturuyorsun ve biri diyor ki:

— “Bu masa artık bizim, başkası oturamaz.”

Ve herkes bunu kabul etmek zorunda kalıyor.

Tarih bazen böyle “kesin kararlar”la dolu.

1833’ün dünyası: hızlı kararlar, uzun sonuçlar

1833 yılı sadece bir tarih değil, aynı zamanda bir dönüm noktası.

Osmanlı açısından bakınca:

Zorunlu ittifak

Bölgesel baskı

İç isyanlar

Rusya açısından bakınca:

Stratejik avantaj

Boğazlar üzerinde etki

Avrupa açısından bakınca:

“Bu iş büyüyecek gibi…”

Ben açısından bakınca:

— “Ben neden bunu daha önce çalışmadım?”

Günümüzden Bakınca: Tarih Biraz da Ayna

Şimdi dürüst olalım. Hünkâr İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı? sorusunun cevabı olan 1833, sınavlarda bir bilgi gibi duruyor ama aslında çok daha fazlası.

Bugün bile uluslararası ilişkilerde aynı mantık var:

Güç dengesi

Zorunlu ittifaklar

Karşılıklı çıkarlar

Sadece kıyafetler değişmiş, insanlar daha iyi Wi-Fi kullanıyor, o kadar.

Kendime bakıyorum:

— “Sen hâlâ plan yapmadan markete gidiyorsun.”

— “Evet ama devletler de bazen plansız yakalanıyor.”

Biraz moralim düzeliyor.

“Hünkar İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı” konusunu beğendiyseniz Pikniktube sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.

Kahve Bitti, Tarih Kaldı

İlgili Yazımız: Kare hangi sembol ?

Kahvem bitiyor, İzmir rüzgârı hâlâ aynı hızda. Kordon’da hayat devam ediyor.

Ama kafamın içinde hâlâ o soru:

Hünkâr İskelesi Antlaşması hangi yıl imzalandı?

Ve cevap artık ezbere değil, bir hikâyeyle birlikte geliyor:

1833.

Bir tarih, bir antlaşma, bir dönemin sıkışmışlığı, bir imparatorluğun strateji arayışı…

Ve hepsinin üstünde, insanın değişmeyen hali: zor durumda kalınca bir çözüm bulma çabası.

İç sesim son kez konuşuyor:

— “Bak gördün mü, tarih aslında o kadar da uzak değilmiş.”

— “Evet… ama sınavda yine karıştıracağım.”

— “O da senin klasik hikâyen zaten.”

Ve ben gülüyorum. Çünkü bazı cevaplar doğru olsa bile, insanın kafasında her zaman biraz daha karışık kalıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grand opera bet güncel giriş